22 Kasım 2017 Çarşamba
 
BAŞLIKLAR
Bir Ermeninin İtirafı

Dünyanın Dörtte Biri Yolun Solunda Gidiyor

Fahri Trafik Müfettişi Olma Şartları

Gazeteler Adres Ve İletişim Bilgileri

Güneş Sistemi

Hangi Dilde Kaç Türkçe Kelime Var?

Hidrojen Enerjisi

İnternetin Doğuşu

İsveçli Binbaşının 1917 Tarihli Mektubu;Ermeni Soykırımı Yalan

Kömürün Bulunuşu

Panama Kanalı

Silah Ruhsatı İşlemleri

Türk Milletinin İmzasını Taşıyan Bir İnsanlık Dersi

Türkiye'de İmtiyaz Ermenilerde !...

Ünlü Ecnebilerin Türkler Hakkındaki Övücü Sözleri

Yöneticilik Vasıfları

 
Anasayfa
 
Anket
TRAFİKTE EN ÇOK HANGİ SÜRÜCÜLERDEN RAHATSIZ VE TEDİRGİN OLUYORSUNUZ?
 
Kömürün Bulunuşu
 

KÖMÜRÜN BULUNUŞU

Tarih 8 Kasım 1829. Evde Uzun Mehmet' e ;

- Unumuz pek azaldı. Değirmene git de, biraz buğday öğüt dediler. Uzun Mehmet, gönlünde ve kafasında yanıcı karataş, önünde buğday çuvalları yüklü eşeği ile köyün yakınındaki Köseağzı değirmenine gitti. Bu arada boş duracak değildi ya... Çevresinde yanıcı ve kara bir taş kömürü aramaya başladı. Neyren deresinin daha yukarı kesimlerden sürükleyip getirdiği moloz yığınları arasında bir takım karataşlar gördü. Acaba bunlar, subayların gösterdikleri kömürler miydi? Karataşları topladı. Eline aldığı parçaları evirdi, çevirdi, umutları tazelendi. Birkaç parça karataşı seçip; değirmene gelerek, kimseye sezdirmeden yanmakta olan ocağa attı. Heyecanlıydı. Acaba ne olacaktı? Taşlar yanacak mıydı? Yoksa şimdiye kadar olduğu gibi gene boynu bükülecek miydi? Bütün dikkati ile ocağı gözlüyordu.Aradan bir zaman geçmişti, sevinçle:

-Tamam. Buldum, buldum. Diye bağırdı. Ocağa attığı taşlar Uzun Mehmet' in aradığı taşlardı. Ne de güzel yanıyordu.
Bunlar günümüzün taşkömürüydü. Değirmende bulunan diğer köylüler olan bitenden habersiz:
-Ne oldu Mehmet? Neyi buldun? Diyerek çevresine dizildiler. Kendisini toparlayan Uzun Mehmet:
-Canım bulduğum bir şey yok? Herhalde rüya görüyordum, diye cevap verdi. Sırrını saklamak istiyordu.
Takvim yapraklarının 8 Kasım 1829 tarihini gösterdiği böyle bir günde Neyren Deresi' nin Köseağzı çevresinde kömürü bulan Uzun Mehmet sırası gelip buğdayını da öğüterek eve döndü. Kömürü bulmasına bulmuştu ama, bu parçalar nereden gelmişti. Asıl önemli olan kömür damarlarını bulmaktı. Kömür damarları nerede olabilirdi? Sabahı dar etti. Köseağzı dolaylarına geldi. Erkenden kazmasını ve küreğini eşeğine sardı. Bir gün önce kömür parçalarını bulduğu yerden başlayarak daha yukarı doğru taraflara doğru yürüdü. Gördüğü siyah bir toprak kesimine kazmasını vurdu. Kopardığı parçaları inceledi. Bunlar bir gün önce Köseağzı değirmeninde ocağa atarak yaktığı kömürlerin ta kendisiydi. Kömür damarlarını bulmuştu. Uzun Mehmet kazmasını salladıkça kömür parçaları elmas gibi parlayarak ayaklarının dibinde toplanıyordu. Sevinci sonsuzdu. Subayların kulağına soktukları "En büyük vatan görevi" de gerçekleşiyordu. Kazıp çıkardığı kömürleri zevkle torbalarına doldurdu. Geç vakitte eve döndü.
Uzun Mehmet, gözlerini artık İstanbul' a çevirdi. Askerliği sırasında büyük önemi hakkında çok şeyler dinleyip, işittiği kömürü İstanbul' da bulunan subaylarına ulaştırmak gerekti. Ama önü de kıştı. İstanbul' a ancak, günlerce yürüyerek gidebilirdi. Kış kıyamette yollarda donup kalabileceğini düşündü. İçi buruklanarak ilk baharda gitmeye karar verdi. Sabırsızlıkla beklediği 1830 yılının ilkbaharı geldi. Heybesine doldurduğu kömürleri sırtına vurarak Alaplı-Akçakoca yoluyla gizlice İstanbul' a doğru yol almaya başladı.

Günler süren yorucu bir yolculuktan sonra İstanbul' a ulaştı. Askerliği sırasında "gittiğiniz yerlerde bu karataşları arayın. Bu en büyük vatan görevidir" diyen subayları buldu. Heybesinde taşıdığı karataşları gösterdi. Birlikte Gemi Yapım ve Bakım yerine gittiler. Karataşlar incelendi , denendi. İyi nitelikte kömür oldukları anlaşıldı.
Uzun Mehmet ve deniz subayları sevinç içindeydiler. Artık gemilerimiz, fabrikalarımız ve trenlerimiz öz malımız olan kömürle işleyecekti. Dış ülkelere avuç avuç giden paralarımız kendi ülkemizde kalacaktı.

Padişah 2. Mahmud' a kömürün bulunduğu müjdelendi. Padişah bu haberden çok memnun oldu. Uzun Mehmet' e o zamanın parasıyla 500 kuruş ikramiye verilerek, ölünceye kadar da 600 kuruş aylık bağlandı.
Uzun Mehmet sevinç içinde köyüne döndü. Uzun Mehmet' e ne oldu ise bundan sonra oldu. O' nun kömürü buluşu İstanbul' a gidiş ve dönüşü çevrede yayılmaya başladı. Hele padişah tarafından ikramiye verilip aylık bağlandığını da öğrenilince bir takım kötü insanların kuduz öfkeleri büsbütün kabarmaya başladı. Hacı İsmail Ağa o devirde Ereğli' de Padişah adına hüküm süren, fakat alçak yaratılışlı bir beydi. Kendiside kömürü araştırıyor, bir türlü bulamıyordu. Amacı, kömürü bulup padişaha sunarak Valilik koparmaktı. Ereğli' de kömür bulunur da kendisine duyurulmadan nasıl padişaha götürülürdü. Uzun Mehmet' ten öç almak için planlar yapmaya başladı.

Uzun Mehmet köye dönüşünden bir süre sonra İstanbul' a çağrıldı. İstanbul' dan yanına adamlar katılacaktı. Birlikte Kestaneci Köyü' ne dönülecek ve Uzun Mehmet bulduğu kirli Ellerömür damarının yerini onlara gösterecekti. Karanlık geleceğinden habersiz bulunan bu temiz ve saf köylü çocuğu Uzun Mehmet, bu amaçla tekrar İstanbul' a gitti. İstanbul' da Leblebici Hanı'nda kalmakta iken alçak Ereğli Beyi İsmail Ağa' nın gönderdiği iki hain haydut Uzun Mehmet'i boğarak öldürdü.

"En büyük vatan görevini" yerine getiren, günümüzün KARAELMAS' ı taşkömürü dediğimiz maden kömürünü bulucusu Uzun Mehmet böylece onun ilk şehidi oldu.
Uzun Mehmet' in bir resmi bulunmadığından heykeli dikilememiştir. Bunun yerine adına "Uzun Mehmet Anıtı" denilen bir madenci feneri dikilmiştir.
Bugün her siyah kömürde Uzun Mehmet' in kara alın yazısı belirirken, O ' nun vatan aşkı, yurt ve ulusuna hizmet sevgisi, yanan her kömürde bir kor gibi parlamaktadır.

 
Geri
 
 
Anasayfa | Kullanım Şartları | İletişim
© Copyright 2007 TÜTEV. Türkiye Trafik Eğitimini Geliştirme ve Kazaları Önleme Vakfı